Yakalarsan Seninim

Yakalarsan Seninim

Adam aşırı kiloluymuş. Sağlığı tehlikeye düşünce doktoru en kısa zamanda otuz kilo zayıflamasını söylemiş. Nasıl yapayım diye kara kara düşünürken gazetede ‘garantili zayıflatma’ diye bir ilan görmüş ve hemen başvurmuş.

“3 günde 5 kilo” programına yazılmış.

Ertesi günü sabah kapısı çalmış. Açınca bir de ne görsün! Karşısında 20 yaşlarında, dünya güzeli, sportmen ve üzerinde giysi olarak bir çift Nike ayakkabı bulunan bir kadın!!! Kadın kendini tanıtmış, zayıflama şirketinden geldiğini söylemiş, sırtını dönüp koşmaya başlamış, sırtında bir etiket varmış, “yakalarsan seninim”. Adam kızın arkasından koşmaya başlamış, kilometrelerce koşmuş, kan ter içinde kalmış ama kızı ormanda yakalamış ve beraber olmuş. Devam

Komik bir sigara bırakma hikayesi

Komik bir sigara bırakma hikayesi

19-20 yaslarindayim. erkek arkadasimin babasi uzun yillar sigara tiryakisi. ne yapsa kurtulamiyor. en son careyi akapunkturda bulmus. sisli’de bir akapunktur uzmanindan randevu almis. giderken bize siz de gelin benimle dedi. ben, erkek arkadasim ve babasi sisli’deki akapunkturcunun muayenehanesine gittik. eski, kohne bir apartman dairesiydi. adam da doktor falan degil, duvarda uyduruk biryerlerden akapunktur sertifikasi olan tuhaf biriydi.
Devam

Medeniyet

Medeniyet

Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış.

Önce İngiliz’in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. “Niye 7 tane?” diye İngiliz’e sormuşlar. O da “Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba…” demiş. “Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki.”

Sıra Fransız’ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. “7’yi anladık da niye 8?” diye sormuşlar. Fransız “Pazartesi, Salı, Çarşamba… Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım” demiş. “Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!” demiş görevliler.

Sıra Temel’e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. “Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!” Sormuşlar “Neden 12 adet?” Bizimki cevap vermiş “Ocak, Şubat, Mart,……”

Babada Kalacaktır

Babada Kalacaktır

Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:

– “Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım.”

Hakim kocaya sormuş:

– “Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?”

Adam “Var tabii” demiş ve anlatmış:

– “Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?”

Hakim sekreterine dönmüş:

– “Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır…”

Karpuz Taşıma İddiası

Karpuz Taşıma İddiası

Bir gün Temel, İtalyan, Fransız ve İngiliz bir araya gelip kimin daha çok karpuz taşıyacağıyla ilgili bir iddiaya girmişler. Yalnız ellerini kullanmak yokmuş ve sonrasında dediklerini yapacaklarmış.

İngiliz:

-Ben 1 tane taşırım, o da kafamın üstünde, demiş.

İtalyan:

-Bense 3 tane taşırım, kafamın üstünde ve omuzlarımın altında, demiş.

Fransız kendinden emin bir şekilde:

-Ben 5 tane taşırım, kafamın üstünde, omuzlarımın üstünde ve altında, demiş.

Sıra Temel’e gelince Temel:

-Ben 8 tane taşiyrum.Bir tane kafamin ustüne, iki tane omuzlarimin üstüne, omuzlarımın altına da Fransız’ı alırım, demiş.

Sarhoş Maymun

Sarhoş Maymun

Maymun kurmus çilingir sofrasini ormanin orta yerine, kulhanbeyligi yapiyor.

O sirada zurafa ordan geciyormus, sormus:

– “Vay maymun Kardes, nasilsin?”
– “İyiyim be anam, iciyorum iciyorum aslani dovuyorum.”

Zürafa tirsmis ve uzaklasmis. Derken Zebra gecmis, o da sormus:

– “Selam maymun abi, ne var ne yok?”
– “N’olsun be gulum hep ayni; iciyorum iciyorum aslani marizliyorum.”

Zebra da uzaklasmis ordan. Bu kez kostebek, gecerken sormus:

– “Maymun ya naber?”
– “Iyilik kocum iciyorum iciyorum Allah ne verdiyse girisiyorum aslana!”

Kostebek de sivismis.

Ancak boyle boyle derken, olanlar aslanin kulagina gitmis ve aslan o tarafa dogru yola koyulmus. Cikmis maymunun karsisina:

– “Eee anlat bakalim maymun efendi, ne var ne yok?”

Maymun hemen kendine ceki duzen vererek yanitlamis:

– “N’olsun be abi, içiyorum içiyorum abuk subuk konusuyorum.”

Meyhaneci

Meyhaneci

Oflu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:

-“Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci…

En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin…

En güzel ev kimin? Meyhanecinin…

Ya en güzel araba? Meyhanecinin.

Bu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar…”

Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:

-“Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu..”

Hoca memnun:

-“Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum.” der. Adam düzeltir:

-“İçkiyi bırakmadım hocam, MEYHANE AÇTIM!”

Attım çantaya

Attım çantaya

İki avcı av sohbetindedir. Birisi diğerine av seyahatinden bahseder.

-Ziyaret için Türkiye’ye gelen Afrikalı arkadaşım beni ülkesine davet etti. Bende davete icabet ederek Afrika’ya gittim. Afrika’ya gidilir de av partisi yapılmaz mı. Tabi ki bizde birlikte ava çıktık ama burası Afrika av hayvanı pek çok. Daha ormana girer girmez baktım ki kocaman bir tavşan kaçırır mıyım bastım tetiğe hayvan cansız yerde….

-Aldım attım çantaya ..

Devam edip etrafı araştırarak ilerliyoruz derken. 100-150 metre uzakta olanca hızı ile koşan bir kaplan doğrultum tüfeği bastım tetiğe o hızla yuvarlanarak yere yıkıldı hayvan..

-Aldım attım çantaya.

Av çok olunca tabi ki avlanmaya doyulmuyor derken bir süre daha ilerledik baktım ki kocaman bir Geyik Çatallı boynuzları ile gerdan kıra kıra geliyor gözetledim nişan aldım bastım tetiğe olduğu yere yıkıldı…

-Aldım attım çantaya.

Artık baya yorulmuştuk zaten hava da biraz kararmaya başlamıştı dönmeye karar verdik dönme hazırlıkları yaparken baktık ki ağaç dalları hışıltılar çıkararak sağa sola yatıyor.. Merak ettik acaba ne oluyor diye sesin geldiği yöne döndük ki ne görelim kocaman bir fil doğrultum tüfeği bastım tetiğe.. der demez dinleyen arkadaşı hiddetle sözünü keser.

-Tamam anladık bastın tetiğe.. ama attım çantaya dersen kırarım tüfeğini….

Asker Rüyası

Asker Rüyası

Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde “Atlasana oğlum” diye bağırdı.
Paraşütçü “Atlamam komutanım”

Komutan iyice sinirlenmişti “Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla” deyince, asker;
“Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam.” diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;

“Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senin yüzünden benim başım belaya girmesin.”

Asker inadım inat cinsinden,

“Atlamam komutanım”

“Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?”

“Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum.” deyince komutan,

“Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim.” diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor “Atlamam” diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,

“Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?” diye ümitsizce sordu.

Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,

-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

Annesinden Temel’e Mektup

Annesinden Temel’e Mektup

“Sevgili oğlum Temel… Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum…

Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, “İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini” okumuş; o yüzden taşındık…

Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler…

Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.

Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü…

Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan ‘o koca düğmelerle paket çok ağır olur’ deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin…

Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum… Sevgiler… Annen”